Cilt nedir?

Bir kitap, bir mecmua veya bir defterin yaprak ve formalarını dağılmaktan korumak ve sırasıyla bir arada topluca bulundurmak için, üzeri deri, kağıt, plastik ve bez gibi şeylerle kaplı mukavvadan yapılan kapak. Gerçekte cilt deri demektir. Deri ise toplamak manasına gelir. Ayrıca bir eserin kitap halinde basılan ve bir sayı ile birlikte söylenen kısımlarından her birine de cilt denircilt

Cilt ve ciltçiliğin tarihi çok eskidir. Kağıdın keşfinden önce parşömen veya papirus üzerine yazılan yazılar, sargı (rulo) şeklinde, tahtadan yapılmış kılıf veya kutularda saklanırdı. Balmumu levhalar ve papirus üzerine yazılan yazıların saklanması için tahta kapaklar kullanılmış ve bu kapakların iki yanlarından iplerle bağlanmak suretiyle bir çeşit cilt yapılmıştır. Daha sonraları parşömenin kullanılmaya başlanması üzerine parşömenler katlanarak formalar haline getirilmiş, sonra bunlar dikilerek ciltlenmiştir.

Türklerde cilt sanatı: Orta Asya’da kağıdın keşfiyle beraber, Türklerde ciltçilik gelişmiş ve bir sanat kolu haline gelmiştir. İlk Türk ciltleri M.S. 7. yüzyılda Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerinde görülür. Çin’de ciltçiliğin gelişmesi, yine Uygur sanatkarlarının Çin’e yerleşmesiyle başlamıştır. Uygur Türkleri, İran’a ve halife Mu’tasım billah zamanında Samarra’ya (Irak) gelerek, bu memleketlerde cilt sanatının ilerlemesinde büyük rol oynadılar. Türkler dünyada ilk defa işlenmiş deri üzerine madeni kalıpla basım yaptılar. O tarihlerde Avrupa’da ciltçilik yoktu. Avrupalılar 12. yüzyılın ilk yarısına kadar kağıt imal etmeyi de bilmezlerdi. Endülüs’te ilk kağıt fabrikası 1144-1154 yılları arasında Şatibe’de kurulmuş ve Avrupalılar kağıt imalini buradan öğrenmişlerdir. Doğuda ise ilk kağıt fabrikası Semerkant’ta M.S. 652 senesinde kurulmuştur. Ciltçilik Doğu Türkistan ve Horasan’dan sonra Arap Yarımadası ve Irak’ta gelişmiştir.

Orta Asya’ya mahsus bir sanat olan ciltçilik, Türklerin islam dinine girmelerinden sonra büyük bir gelişme gösterdi. İslamiyetin üç kıtaya yayılması, Kur’an-ı kerimin çoğaltılması, yazılan din ve fen ile ilgili eserlerin muhafazası, İslam dininin ilme verdiği önem, ilmin kaynağı olan eserlerin korunmasına sebep oldu. müslüman Türkler yazıya ve kitaba çok hürmet ederler, imanları, hayaları ve terbiyeleri icabı dini kitaplara çok saygı gösterirlerdi. Kur’an-ı kerimin belden aşağı tutulmayıp, üzerine bir şey konulmadığı gibi; din ve fen kitaplarına da azami hürmet ve saygı gösterilirdi. Özellikle İslamın mukaddes kitabı Kur’an-ı kerime gösterilen hürmet ve hassasiyet, onun en güzel bir şekilde tezyinine ve ciltlenmesine de ayrı bir ehemmiyet verilmesine sebep olmuş ve neticede ciltçilik güzel sanatların bir kolu haline gelmiştir.

Günümüzde ciltçilik: Batıda 19. yüzyılın ilk yarısında makinalaşmaya başlayan ciltçilik, artık el sanatlarından çıkıp bir sanayi kolu haline gelmeye başladı. Türkiye’de ise matbaanın kurulmasıyla hem masraflı olan hem de isteklisi bulunmayan klasik cilt sanatı artık terk edilmeye başlanmış ve 20. yüzyıldan sonra klasik cilt yapabilen ancak birkaç kişi kalmıştır. Günümüzde ciltçilik yarı otomatik ve tam otomatik olmak üzere tamamen makinalaşmıştır.

Modern cilt yapım tekniği: Modern bir cildin yapılmasında şu sıra takip edilir:Katlama, yayma, harman, dikiş, kambura, baskı ve kitap gömleği geçirme.

Ciltlenecek kitabın cinsine ve değerine göre bu işlemlerden bazıları uygulanmayabilir. Matbaadan çıkan basılı kağıt kırma makinalarında 2, 4 veya 8’e katlanarak forma haline getirilir. Formalar kitaptaki sıralarına göre forma grupları halinde yan yana sıralanır. Sırasıyla her formadan birer aded alınır. Harman adı verilen bu işlemden sonra formaların sırası kontrol edilir ve dikiş makinasında dikilir. Dikiş ya sağlam bir iplikle veya formanın ortasından geçerek forma sırtına temas eden şeride bağlanan telle yapılır. İplik veya tel dikiş tabir edilen bu işlemden sonra, artık kitap haline gelen formaların başına ve sonuna yan kağıdı yapıştırılır. Formaların kaymaması için sırt tutkallanır ve mukavemetini artırmak için bez veya kağıt yapıştırılır. Kitabın sırtı kuruduktan sonra kitabın üç kenarı kesilerek düzeltilir ve kambura makinasında kitabın sırtına hafif bir yuvarlaklık verilir. Yapılan bu işlemler, kitabın kolayca açılmasını ve açık durabilmesini temin etmek içindir. Sonra kitap sırtının üst ve alt kenarlarına şiraze yapıştırılır. Kitap ölçülerine göre daha önceden hazırlanmış ve üzerine yaldızla baskı yapılmış olan kapak kitaba yapıştırıldıktan sonra, preslenir. Bazı kitaplara, naylon veya kağıttan, cildi muhafaza etmek ve kirlenmesini önlemek için, kitap gömleği denilen bir kap geçirilir.

Karton kapaklı cilt çeşiti günümüzde en yaygın olanıdır. Tamamen makinalaşmış ve çok gelişmiş olan bu tip ciltlemede dikiş ve mukavva kapak yoktur. Baskıdan çıkan kağıt tabaka yürüyen bantlar vasıtasıyla otomatik olarak toplanır ve sayfalar sıraya konur, sonra kitabın sırt tarafı giyotinle kesilerek

düzeltilir. Sırtı tutkallanıp, karton kapak yapıştırılır ve üç kenarından kesilerek düzeltilir. Bu tip cilt, dikişli ciltler kadar sağlam olmamakla birlikte, otomatikleşme ve sürat bakımından en ekonomik olanıdır.

Bunlardan başka ciltlenecek materyalin (kitap, dergi, defter vb.) cinsine göre; üstten zımbalama, tel dikişli, saplama dikişli, kalamazo kırtasiye tip, klasör tipi gibi ciltleme şekli de vardır.

Cilt sanatında üsluplar: Cilt, malzeme ve süsleme tekniğine ve yapıldığı yere göre çeşitli üsluplarda yapılmıştır. Kaş,Dehli, horasan ve Buhara Hatayi; Herat, İsfehan ve Şiraz Herat; Halep, Şam, El-Cezire Arap; Selçuk sanat merkezleri Rumi;Mısır Memluk; Sicilya, İspanya ve Fas Magribi; Edirne, Bursa, İstanbul ve Diyarbakır Türk üslubunda cilt yapmışlardır. Bunlardan başka Şükufe>Şükufe, Barok>Barok daha çok İran, Hindistan ve Türkiye’de uygulanan Rugan veya Lake>Lake ve "Buhara-yı cedid" gibi üsluplar da vardır.

Arap, Memluk, Rumi ve Magribi üslupları, 13. asırdan 14. asra kadar büyük bir gelişme göstermesine rağmen, sonraları yavaş yavaş gerilemeye başlamış, fakat Hatayi ve Herat üsluplarının klasik tarzdaki gelişmesi 18. yüzyıla kadar devam etmiştir. Bu iki üsluba klasik üslup denilmektedir. Rumi veya diğer adıyla Selçuk ciltleri ise bu klasik üslubun tesiri altında kalarak Osmanlı devri Türk ciltçiliğine bir başlangıç olmuştur. Osmanlı Devletinin 15. yüzyılda sağladığı kuvvetli siyasi istikrar, memleketin ekonomi, kültür ve sanat hayatına da tesir etmiş, neticede Osmanlı Türk cilt sanatı en üstün seviyesine 15 ve 16. yüzyıllarda ulaşmış ve en güzel örneklerini bu dönemde vermiştir. Fatih Sultan Mehmed Hanın kütüphanesindeki eserlerin ciltleri birer şaheserdir. Türklerin elinde gelişen cilt sanatı, ortaçağ Avrupa ciltçiliği üzerinde de geniş tesirler yapmıştır. Bunun neticesinde, Rönesansla birlikte Batıda yapılan ciltlerde ebrulu kağıt ve İslam tezyini motifleri görülmeye başlanmıştır. On yedinci yüzyıldan sonra, klasik cilt tarzı yerini yeni üsluplara bırakmıştır. Çiçek resimlerinin stilize edilmesiyle Şükufe>Şükufe üslubu gelişmiştir. Şükufe devri, klasik üslubun sonu sayılır. Daha sonra, bilhassa İranlılarda şükufe (çiçek), yerini insan ve hayvan tasvirlerine bırakmış, bu resimlerin üzerine vernik sürülmek suretiyle Lake>Lake üslubu doğmuştur. On sekizinci yüzyılın sonlarına doğru Barok>Barok ve Rokoko üslupları Türk cilt sanatında Batı ciltçiliğinin ilk tesirleri olarak görülmüş, sonunda modern ciltler eskilerin yerini almıştır. Osmanlı Devletinde ciltçiler iki grupta toplanabilir:Bunlardan serbest esnaf olarak çalışanlar, 17. yüzyılda Ehl-i Hiref Teşkilatı içinde bir lonca kurmuşlardır. Sayıları üç yüzü bulan bu cild ustalarının on atelyesi vardı. Serbest esnafın dışında saray kütüphanelerinin ve resmi dairelerin cilt işlerini yapmak için Topkapı Sarayında "Cemaat-ı Mücellidan-ı Hassa" adlı bir teşkilat kurulmuştur. Burada en az üç, en fazla otuz dokuz sanatçı vazife görmekteydi. Ciltçiler meslekte Eshab-ı kiramdan Abdullah-ı Yemeni’yi üstat olarak kabul etmişlerdir. On iki yüzyıl süren bu sanatta yetişenlerden bazılarının isimleri Menakıb-ı Hünerveran, Tuhfe-i Hattatin, hat ve Hattatan gibi eserlerde yer almakta ve haklarında bilgi verilmektedir. Bugün yazma eser ciltçiliği, mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde güzel sanatların bir kolu olarak öğretilmektedir.

Klasik ciltte bulunan özellikler: Ciltçilikte kullanılan esas malzeme deri ve mukavvadır. Klasik usulde deri, ıslatılıp yumuşatılarak el bıçkısı ile kağıt inceliğinde traş edildikten sonra kullanılır.Keçi derisinden yapılan cilde "sahtiyan cilt", koyun derisinden yapılan cilde "meşin cilt" denir. En çok kullanılan deri, renkleri siyah, açık bejden en koyusuna kadar kahverengi ve bordodur.

Klasik bir cilt dört parçadan ibarettir. Bunlar sırasıyla üst (sağ) kapak, alt (sol) kapak, sertab ve miklabdır. Üst kapak kitabın önünde bulunur ve sırtla alt kapağa bağlanır. Sertab, miklabla alt kapak arasındadır. Sertab, kitap kapandığı zaman sayfaların kenarlarını (cildin ağız kısmı) örten parça olup, alt kapakla birlikte hareket eder. Miklab kitabın sahifeleri arasına sokulan ve sertaba bağlı olan parçadır. sahife kenarlarının bozulmaması için cildin kapağı ile kitap boyu arasında bırakılan fazlalığa -ki bu yok denecek kadar azdır- dudak denir.

Cilt yapmak için formalar umumiyetle kağıdın rengine uygun ibrişimle dikilir. Daha sonra elle şiraze örülür. Şiraze formaların dağılmamasını ve düzgün durmasını sağlar. Sonra kitabın ölçülerine göre hazırlanan deri kapak takılır. Bu durumdaki klasik bir ciltte şu özellikler bulunur: Kapak kitap boyunda olup, dışarı taşmaz, şiraze elle örülür, kitabın sırtı düzdür ve yazı bulunmaz. Ezme altın klasik usulde hazırlanarak kullanılır, sonra parlatılır. Ciltte süsleme her iki kapak ile sertab ve miklab üzerine yapılır. Aynı zamanda bu özellikleriyle klasik cilt modern ciltten ayrılır.

Ciltlerin bezemeleri genellikle deri üstüne kabartma olarak yapılır ve bazı kısımları yaldızla süslenir. Bunların kalıpla basılanlarına "gömme kap", elle işlenerek yapılanlarına "yazma kap" adı verilir. Ciltler kullanılan malzemeye, taşıdığı sanat değerine ve süslemelerine göre adlandırılır. Cildin kenarları deri ve ortası kağıt ile kaplanmışsa, bu cilde "çarköşe cilt" denir. Orta boşluğu ebru, rugan, zerduva, kumaşla kaplanmış olanlar, "ebru, rugan (lake), zerduva ve kumaş" cilt adını alır.

Deriden yapılan ciltlerin üzeri sıvama varak altını yahut ezme altın sürülmek suretiyle kaplanmışsa,

böylelerine "yazma cilt" adı verilir. Eğer cilt yaldızlandıktan sonra motifler kalıpla basılmışsa "gömme cilt", yekşah denilen aletle motifler çukurlaştırılarak meydana getirilmişse "yekşah cilt" denir.

Kapağı üzerine ezilmiş varak altını ile dört dilimli yaprak motifinde parmaklık tarzında geometrik çizgiler çekilen cilt de zilbahar veya kafes adını alır. Kapta, tek bir deri kullanılmayıp, renkli deriler kullanılmışsa, bu cilde mülevven adı verilir.

Kapağın etrafına çerçeve mahiyetinde altın bir cetvel çekilirse, buna "altın cetvelli cilt" denir. Eğer bu cetvel birkaç çizgiden meydana gelmiş ve çizgiler arası altın yaldızlarla tersim edilmişse, adı zencirekli cilttir. Zencirekler birçok ciltte geniş bordürler halini almış, bordürler de bazı geometrik parçalara bölünmüşlerdir. Kapağın köşelerine ve ortasına da birer bezeme terkibi yapılır. Köşelerdekine "köşe bezemesi", köşebent ve ortadakine de göbek veya şemse, şemsenin üst ve alt tarafında yaprak şeklindeki daha küçük motiflere ise salbek adı verilir.

Dericilikte, bütün üsluplarda uygulanan klasik usul şemse cilt tarzıdır. Şemse cilt; üzerine yapılan motiflerin süsleme şekillerine göre isim alır: Alttan ayırma şemse ciltte motif kalıplarının zemini altınla doldurulur, motifler kabartma şeklinde üstte ve deri renginde bırakılır. Üstten ayırma şemse ciltte ise, bezeme üsulü ötekinin tersi olup, zemin deri renginde bırakılarak motifler altınla bezenir. Mülemma şemse ciltte motiflerin hem zemini, hem de kendileri altınla bezenir. Mülevven şemse ciltte ise, bezemeler cilt kapağında kullanılan deriden başka bir renkte deri ile kaplanır. Bu şekilde renkli derilerle yapılan mülevven şemse ciltte de motifleri, üstten ayırma veya alttan ayırma tarzında altınla bezemek mümkündür. Soğuk şemse ciltte, motifler cildin derisi renginde bırakılır, altınla bezenmez. Müşebbek veya katı’a ciltte ise, cildin iç kabında yapılan bezemeler bahis konusudur. Deri ince ince oyularak kabın iç yüzüne yapıştırılır. Herat üslubunun açık vasıflarından biri bu cilt tarzıdır.

Şemseler Selçuk ve 16. yüzyıl Osmanlı ciltlerinde genellikle yuvarlak yapılmıştır. On yedinci yüzyıldan itibaren de beyzi olarak yapılmaya başlanmıştır.

Şemselerin iki ucu uzatılarak süslenmişse salbekli şemse, kapağın dış kenarını çerçeveleyen kısma bordür denir.

Bazı ciltlerde kapağın iç yüzüne traş edilmiş deri tezyin edilmeden düz olarak yapıştırılmıştır. On beşinci yüzyıldan itibaren birçok Türk ciltlerinde iç kısım, ya oyma (katığ) tabir edilen şemse ve köşebent tarzında veya dıştaki gibi kabartma süslerle tezyin edilmiştir. Nadir olarak bazı Türk ciltlerinde altınla yapılmış halkari tabir edilen tezyinata da tesadüf edilir.

Osmanlı ciltlerinde hatayi, rumi, bulut, penç, yaprak, gonca, nilüfer, ıtır yaprağı, gül ve tığ en çok kullanılan motiflerdir. Osmanlı ciltlerinde manzara, arabesk ve canlı mahluk motiflerine rastlanmaz. Memluk ve Selçuk ciltlerinde ise stilize edilmiş motiflerle birlikte, arabesk motiflerine de yer verilmiştir. Herat üslubunda tabiattan stilize edilmiş motiflerle birlikte, manzara ve canlı mahluk motifleri de bulunur.

Yapılan araştırmalar Batılıların ancak 19. yüzyılda kitaplarımızda yeraldığını iddia ettikleri iç kapağın (zahriye), Türk kitaplarında 15. yüzyılda teşekkül ettiğini ve 15. yüzyıl kitaplarında iç kapağın bulunduğunu göstermektedir. İç kapak teşekkülü Batıda ise, tam iki yüz yıl sonra mümkün olmuştur.

Sözlükte "cilt" ne demek?

1. Deri, ten.
2. Formaları ya da yaprakları birbirine dikilerek ya da yapıştırılarak bir kitaba geçirilen deri, bez ya da kağıtla kaplı kapak.
3. Bir yapıtın ayrı ayrı basılan bölümlerinden her biri.

Cümle içinde kullanımı

Nakışlara, ciltlere, minyatürlere hayran kaldı.
- Ö. Seyfettin

Cilt kelimesinin ingilizcesi

[CILT-FM] adj. cutaneous, of or relating to the skin
n. skin, derm, complexion, hide; volume, binder, binding, tome
Köken: Arapça

İlgili olabilecek başlıklar

Cilt evi nedir?
Cilt kapağı nedir?